Yatırım Yoluyla Vatandaşlıkta Türkiye Kaynaklı Talep 10 Kat Arttı

22.01.2026
A+
A-
Yatırım Yoluyla Vatandaşlıkta Türkiye Kaynaklı Talep 10 Kat Arttı

Ülkesi dışında ikamet ve vatandaşlık amacıyla oluşan global emlak pazarı bu yıl 100 milyar doları aşacak. Golden Visa ve vatandaşlık programlarına Türkiye kaynaklı yatırımcı ilgisi son dört yılda 10 kat arttı. Uzmanlar, hızlanan talebin yatırımcılar açısından daha seçici ve temkinli bir dönemi işaret ettiğine dikkat çekiyor. Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan, Yunanistan ve Dubai’nin bu alanda öne çıktığını vurguluyor.

Pandemi öncesinde 21,4 milyar dolar büyüklüğe sahip olan yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, 2026 itibarıyla 100 milyar doları aşmaya hazırlanıyor. Küresel ölçekte hızlanan bu büyümenin altında artan jeopolitik belirsizlikler, vergi politikalarındaki sıkılaşma ve servetin kuşaklar arası transferi gibi faktörler bulunuyor.

Haber Detay

Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programları, artık yatırımcılara sadece seyahat ve vizesiz dolaşım kolaylığı sağlamıyor; aynı zamanda siyasi ve ekonomik risklere karşı uzun vadeli bir güvence mekanizması haline geldi. Bu pazar, 2019’da 21,4 milyar dolar seviyesindeyken, 2025’te 100 milyar dolara yaklaşacak ve 2026’da bu rakam aşılmış olacak.

Savills verilerine göre, küresel emlak pazarının 2026 yılında 1 trilyon doları geçmesi beklenirken, bunun en az yüzde 10’unu Golden Visa ve vatandaşlık programlarına yönelik yatırımlar oluşturacak.

Türkiye pazarı bu gelişmelerden farklı bir hızla ayrışıyor. Vesta Global Kurucu Ortağı Teuta Narazan, Türkiye’den yurt dışındaki Golden Visa ve yatırım yoluyla vatandaşlık programlarına yönelen talebin 2020 yılında 213 milyon dolar seviyesindeyken, 2023’ün ilk 11 ayında 2,4 milyar doları aştığını belirtiyor. Yıllık talebin 3 milyar dolara yaklaşması bekleniyor. Bu durum, dört yıl içinde 10 katın üzerinde bir büyümeye işaret ediyor.

Narazan’a göre, Türkiye kaynaklı yatırımcı ilgisinin artmasının arkasında rezerv para ile yatırım yapabilme imkanı, çocukların yurt dışında eğitimi ve uzun vadeli vergisel yapılandırma ihtiyacı bulunuyor. Ancak bu hızlı büyümenin daha temkinli ve seçici hareket edilmesi gereken bir döneme işaret ettiğini ifade ediyor. Narazan, yatırımcılar için şu noktalara dikkat çekiyor:

Türkiye kaynaklı yatırımcıların Avrupa’da en çok Portekiz ve Yunanistan’a, Avrupa dışında ise Dubai’ye ilgi gösterdiği görülüyor. Ancak ülke tercihinde sadece yatırım tutarı veya başvuru koşulları yeterli olmuyor. Programların hukuki çerçevesi, uygulamadaki istikrarı, uzun vadeli sürdürülebilirliği ve olası düzenleme değişikliklerine karşı sunduğu öngörülebilirlik mutlaka değerlendirilmelidir. Ayrıca yatırımın yapıldığı varlık türü, kullanım kısıtları ve yatırımcının ilerleyen dönemde karşılaşabileceği yükümlülükler karar sürecinde önemli rol oynar. Bu pazarda doğru ülke ve doğru yapı seçimi, kısa vadeli maliyet avantajlarından çok hukuki güvenlik ve şeffaf süreçler üzerinden belirleyici oluyor.