Equine Design Studio’dan Turizmde Kritik Binicilik Uyarısı

19.02.2026
A+
A-
Equine Design Studio’dan Turizmde Kritik Binicilik Uyarısı

Turizmde deneyim odaklı yaklaşımlar güçlenirken, binicilik tesisleri konaklama sektörünün öne çıkan yeni değerlerinden biri haline geliyor. Equine Design Studio, doğru planlama ve tasarımla binicilik alanlarının hem yatırımcı hem de ziyaretçi için güçlü bir çekim noktası sunduğuna dikkat çekiyor.

Mimar Kaan Alkan liderliğinde, atlı spor kulüpleri ve hara tasarımları konusunda uzmanlaşan Equine Design Studio, turizm sektöründe giderek önem kazanan binicilik tesislerini, konaklama deneyimini zenginleştiren ve destinasyonlara özgün bir kimlik kazandıran alanlar olarak ele alıyor. Deneyim odaklı turizm anlayışının güçlenmesiyle birlikte binicilik, yalnızca bir aktivite değil; doğa, kültür ve mimariyle bütünleşen nitelikli bir deneyim unsuru olarak öne çıkıyor.

Haber Detay

Türkiye’nin binicilik turizmi açısından yüksek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Equine Design Studio, mevcut tesislerin sayısı ve niteliklerinin bu potansiyeli karşılamakta yetersiz kaldığını belirtiyor. Kapadokya gibi eşsiz destinasyonlarda dahi binicilik faaliyetlerinin, doğru planlanmış rotalar ve entegre tesis çözümleriyle desteklenememesi bu alanın gelişimini sınırlandırıyor. Ancak doğru planlama yapılan örneklerde, binicilik tesisleri hem yatırımcıya değer katıyor hem de destinasyon için güçlü bir çekim noktası oluşturuyor.

Binicilik alanlarının otel ve resort projeleri içinde konumlanması, konaklama süresini uzatan ve misafirlere daha kapsamlı bir deneyim sunan önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor. Özellikle yabancı turistler için binicilik, doğayla temas eden, bölgenin kültürel ve tarihi katmanlarını keşfetmeye olanak tanıyan özel bir deneyim sunuyor. Ailelerin birlikte katılabileceği bir spor ve rekreasyon alternatifi olması da bu tesislerin tercih edilebilirliğini artırıyor.

Equine Design Studio’ya göre, yalnızca sportif amaçla tasarlanan şehir içi manejler ile turizm merkezleri içinde konumlanan binicilik tesisleri arasında belirgin farklar bulunuyor. Turizm yapılarıyla entegre edilen manej ve hara alanları, binişi kapalı bir alan etkinliğinin ötesine taşıyarak doğa ve çevreyle bütünleşen uzun rotalar ve keşif deneyimleri sunuyor. Bu yaklaşım, atlı gezileri sadece bir spor değil, bölgenin doğal ve kültürel mirasını deneyimleme biçimi haline getiriyor.

Her projede özgün bir tasarım dili benimseyen Equine Design Studio, belirli bir şablon yerine bulunduğu coğrafyanın doğal, kültürel ve mimari verilerini merkeze alıyor. Yerel malzemelerin kullanımı, arazi yapısına duyarlı yerleşim kararları ve çevreyle uyumlu çözümler, binicilik tesislerinin hem otel konseptiyle hem de çevresiyle bütünleşmesini sağlıyor.

Tasarım sürecinde öncelik her zaman atların sağlığı ve refahı olarak tanımlanıyor. Güvenli biniş alanları, doğru sirkülasyon kurgusu, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve işletme kolaylığı, Equine Design Studio’nun projelerinde belirleyici kriterler arasında yer alıyor. Stüdyo, binicilik tesislerinde “lüks” kavramından ziyade, uzun ömürlü, doğal ve çevreyle uyumlu çözümlerle konfor ve sürdürülebilirliği odağa alıyor.

Equine Design Studio, doğru planlama ve mimari yaklaşımla ele alınan binicilik tesislerinin, turizm sektöründe destinasyonları farklılaştıran ve ziyaretçilere kalıcı bir deneyim sunan güçlü mekanlar olarak gelecekte çok daha önemli bir rol üstleneceğini vurguluyor.

Equine Design Studio Hakkında:
İstanbul merkezli olan Equine Design Studio, yaşamaya, çalışmaya, hayal kurmaya ve biniciliğe yönelik özgün mekanlar tasarlamaya adanmış genç mimarlardan oluşan bir ofistir. Yaklaşımı, hem insanların hem de atların duygularını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamaya odaklanır.

www.equinedesignstudio.com