Üç özel koleksiyon Akaretler’de buluştu, sır ne?

18.09.2026
A+
A-
Üç özel koleksiyon Akaretler’de buluştu, sır ne?

Türkiye’nin önde gelen üç özel sanat koleksiyonu, Artweeks Istanbul “Collectors” Edisyonu’nun açılış daveti kapsamında Kalebodur’un Translucent yüzey teknolojisiyle tasarlanan özel bir deneyim alanında sanatseverlerle buluştu. Işık ve malzeme arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan Translucent Işık Geçirgen Porselen Plaka, Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci koleksiyonlarının Akaretler’deki açılışına ışık tuttu.

Kalebodur, sanatı kapalı kapılar ardından çıkarıp kamusal alanlara, doğrudan hayatın içine taşıyan Artweeks Istanbul’un “Collectors” edisyonuna ana partner oldu. Bilgili Sanat vizyonuyla hayata geçen etkinlik, 16 Eylül’deki ön izlemenin ardından 17 Eylül – 8 Kasım 2026 tarihleri arasında Akaretler Sıraevler’de sanatseverlerin ziyaretine açıldı.

Haber Detay

Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci’nin yıllara yayılan özel koleksiyonlarını müze dışı bir kamusal alanda, ücretsiz olarak sanatseverlerle bir araya getiren etkinlik; Kalebodur’un ışık ve malzeme arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan Translucent Işık Geçirgen Porselen Plaka teknolojisiyle tasarlanan özel bir deneyim alanında açılışını gerçekleştirdi.

IŞIK, SANAT VE MİMARİNİN BULUŞTUĞU ÖZEL AÇILIŞ

Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, Bilgili Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili, Bilgili Holding CEO’su Sinan Temo, Bilgili Holding COO’su Bora Ercantürk ve Artweeks Istanbul kurucularından Sabiha Kurtulmuş’un ev sahipliğinde gerçekleşen özel ön izlemede, Kalebodur’un Translucent teknolojisi mekâna özel tasarlanan uygulamalarla hayat buldu. Işık geçirgen porselenin farklı kullanım olanaklarını ortaya koyan bu uygulamalar, Translucent’ın ışıkla kurduğu ilişkiyi mekânın farklı noktalarına taşıdı. Sanat, tasarım, mimarlık ve iş dünyasından seçkin isimlerin katıldığı açılışta, Translucent’ın ışık geçirgen yüzeyleri etkinliğin mekânsal kurgusunun önemli bir parçası oldu.

Zeynep Bodur Okyay, açılış konuşmasında Kale Grubu’nun sanatla olan köklü bağına dikkat çekerek, “Kökleri Anadolu’ya dayanan, sanayiyi sanatla harmanlayarak büyümüş bir kurumun temsilcisi olarak; bugün Akaretler’in bu yaşanmışlık dolu duvarları arasında sizlerle olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum” dedi.

2017 yılında Kale Grubu’nun 60. kuruluş yıl dönümünde, Türkiye’nin ilk çağdaş seramik sanatçısı Füreya Koral’ın retrospektif sergisini yine Akaretler’de hayata geçirdiklerini hatırlatan Okyay, “Füreya’nın ‘Sanat hayatın içinde yaşamalı’ felsefesi, bugün Artweeks’in sanatı sokağa taşıyan vizyonuyla ne kadar da güzel örtüşüyor” ifadelerini kullandı.

“İYİ BAK DÜNYANA” VİZYONUYLA SANATA DESTEK

Kale Grubu’nun “İyi Bak Dünyana” yaklaşımını vurgulayan Okyay, bunun sadece bir sürdürülebilirlik manifestosu değil; doğayla, toplumla ve birbirimizle kurduğumuz ilişkiye yeniden bakma daveti olduğunu belirtti. “Sanatın, tam da bu zihniyet değişimini yaratacak en güçlü araç olduğuna inanıyoruz” diyen Okyay, sanatın kendisi için hem bir ‘sükûn’ alanı hem de karşılaştığı zorluklara bambaşka bir perspektiften bakmasını sağlayan bir ‘galeyan’ ve ilham kaynağı olduğunu ifade etti.

Karaköy’deki Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’ni (KTSM) de bu inançla kurduklarını belirten Okyay, “Sanatı mahalleye, sokağa taşıyan; seramiğin mirasını yaşatırken genç sanatçılara alan açan kapsayıcı bir hafıza mekânı yaratmak istedik” dedi.

MİMARİ, SANAT VE TASARIMIN KESİŞİM NOKTASI

Açılışta konuşan Kaleseramik Kategoriler Pazarlama Direktörü Selin Çevik Ersayın, Kalebodur’un sanat ve mimariyle kurduğu ilişkiye dikkat çekerek şunları söyledi:

“Biz mimariyi ve tasarımı, sanatın nefes aldığı ana zemin olarak görüyoruz. Binalar sadece tuğla ve harçtan ibaret değildir; onlara ruhunu veren, içindeki yaşanmışlıklar ve sanattır. Akaretler gibi güçlü bir mimari hafızanın sanata ev sahipliği yapması, bizim ‘tasarımı hayatın merkezine alma’ vizyonumuzla birebir örtüşüyor. Sanatı, tasarımı ve mimariyi birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak kabul ediyor; bu disiplinlerin sokakta, insanla filtresiz bir şekilde buluşmasını çok önemsiyoruz.”

TRANSLUCENT: IŞIĞI TASARIMIN MERKEZİNE KOYAN TEKNOLOJİ

Açılış etkinliğinin merkezinde, Kalebodur’un ışık ve malzeme arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan Translucent Işık Geçirgen Porselen Plaka teknolojisi yer aldı. Yalnızca 3 mm kalınlığında ve 100×300 cm büyük ebatta geliştirilen Translucent, ışığı kontrollü bir şekilde geçirirken doğrudan görüşü engelleyerek mekânda homojen ve yumuşak bir aydınlatma etkisi oluşturuyor.

Zeynep Bodur Okyay, Translucent’in etkinlikteki kullanımına değinerek, “Şu an etrafında toplandığımız, ışığı ve tasarımı kusursuz bir şekilde birleştiren Translucent masamız, aslında bizim bu vizyonumuzun somut bir yansıması. Dünyanın en ince porselen plakalarından biri olan bu yarı saydam yüzey; ışığı sadece geçiren değil, mekânı dönüştüren, tıpkı sanat gibi insanları aynı sofrada, aynı duyguda buluşturan bir tasarım dili sunuyor” ifadelerini kullandı.

TARİHİ DOKUDA YAŞAYAN BİR SANAT DENEYİMİ

Bilgili Holding CEO’su Sinan Temo, projenin önemine değinerek, “Türkiye’de ilk kez birden fazla özel koleksiyonu, müze olmayan bir mekânda, ücretsiz olarak ve iki ay boyunca kamuya açık biçimde bir araya getiriyoruz. Çok önemli eserleri ve onların arkasındaki hikâyeleri izleyiciyle paylaşarak, sanatın erişilebilirliğini artırmayı ve toplumsal diyaloğu güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.

Artweeks Istanbul Kurucusu Sabiha Kurtulmuş ise, “Türkiye’nin en değerli üç koleksiyon vizyonunu Akaretler’in tarihi ve yaşayan dokusunda yan yana getirmek hem izleyici hem de sanat ekosistemi için çok taze bir okuma alanı yaratıyor. Bu buluşma, yeni nesil koleksiyonerlere ilham verirken, sanatın zaman içindeki dönüşümünü de şeffaf bir şekilde ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

ÜÇ KOLEKSİYON, ÜÇ FARKLI ANLATININ BULUŞMASI

Artweeks Istanbul “Collectors” edisyonu, Türkiye’nin en değerli üç özel sanat koleksiyonunu Akaretler Sıraevler’in tarihi dokusunda bir araya getiriyor:

Banu & Hakan Çarmıklı Koleksiyonu – “Reunion / Kavuşma”

2018’deki “İlk Raunt” sergisinden bu yana büyüyen koleksiyon, zaman içinde toplumsal meselelere, özellikle kadın sanatçılara ve feminist yaklaşımlara yönelerek koleksiyonerlerin dünyayla kurduğu ilişkinin evrimini yansıtıyor.

Sanatın paylaşılması gerektiğine inanan çift, “Şahsen gösterilmeyen, saklanan, paylaşılmayan koleksiyonları korkak buluyoruz. Bırakın serüveninizi başkaları görsün; sanat paylaşılınca güzel” diyerek iddialı bir duruş sergiledi.

Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu – “Tutku ve Sabır”

Küratörlüğünü Levent Çalıkoğlu’nun üstlendiği sergi, 91 sanatçının 140 yapıtıyla koleksiyonun yıllar içinde oluşan güçlü yönelimlerini yeni karşılaşmalarla görünür kılıyor. Farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan sanatçıların eserleri, “Yüz Yüze / Biz Kimiz?”, “Roller, Kimlik ve Beden / Gerçeği Kim İnşa Ediyor?” gibi tematik eksenler üzerinden izleyiciyle buluşuyor.

Tansa Mermerci Koleksiyonu – “Sükûn ve Galeyan”

Geleneksel sanattan çağdaş sanata uzanan bir yolculuğun izlerini taşıyan koleksiyon, izleyiciyi dinginlikten coşkuya doğru bir deneyime çıkarıyor. Nilbar Güreş, Nil Yalter gibi Türkiyeli kadın sanatçıların kimlik meselelerini işleyen eserleri koleksiyonun güçlü bir damarını oluşturuyor.

Koleksiyonunu izleyiciye açmanın heyecanını yaşayan Mermerci, “Koleksiyonumu bütünüyle bir otobiyografi olarak görebilirsiniz; benim yaşadığım kesitlere, dünyayı algılayış biçimimdeki evrilmelere birebir tanıklık ediyor” sözleriyle dikkat çekti.