Saint-Gobain Türkiye’den deprem ve iklim krizine kritik uyarı

13.10.2026
A+
A-
Saint-Gobain Türkiye’den deprem ve iklim krizine kritik uyarı

Saint-Gobain’in küresel sürdürülebilir inşaat platformu Sustainable Construction Talks, ilk kez Türkiye’de düzenlendi. İstanbul’daki etkinlikte sektör liderleri, Türkiye’nin deprem riskine karşı güvenli ve dirençli yapılar oluşturma sorumluluğunu, iklim kriziyle mücadele ve düşük karbonlu yapılaşma hedefleriyle birlikte ele aldı. Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD Başkanı Murat Savcı, deprem ve iklim değişikliğinin konuşulduğu programda, Türkiye gibi bir deprem ülkesinde güvenli yapıların tercih değil, ertelenemez bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

Yapı sektörünün sürdürülebilir dönüşümü, sadece çevresel etkilerin azaltılmasıyla sınırlı kalmayıp; güvenli, dayanıklı, enerji verimli ve insan yaşamını merkeze alan kentlerin oluşturulmasını da kapsıyor. Türkiye’de deprem riski ve iklim krizinin yarattığı ihtiyaçlar, sektörün dönüşümünü daha kritik hale getiriyor.

Haber Detay

Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi, sürdürülebilir inşaata geçişi hızlandırmak amacıyla uluslararası bir platform olan Sustainable Construction Talks’u hayata geçirdi. İlk etkinlik 2023’te Paris’te düzenlendi. Bu platform, mimarlardan mühendislere, akademisyenlerden politika yapıcılara, finans dünyasından sivil toplum temsilcilerine kadar inşaat değer zincirinin tüm paydaşlarını bir araya getiriyor. Her buluşmada ülkelerin öncelikleri ve zorunlulukları tartışılıyor. Bu yıl ise platform, Türkiye’de sektörün önde gelen paydaşlarını bir araya getirdi.

Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD Başkanı Murat Savcı, açılış konuşmasında sürdürülebilir dönüşümün sektörün ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. “Yapı sektörü olarak iki büyük sınavla karşı karşıyayız: Deprem ve iklim krizi. Türkiye’nin deprem gerçeği, güvenli ve dayanıklı yapılar üretmenin bir tercih değil, ertelenemez bir zorunluluk olduğunu gösteriyor. Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ının binalar ve inşaat faaliyetleriyle ilişkili olması, sektörümüzün iklim kriziyle mücadelede kritik rolünü ortaya koyuyor. Bu iki konuyu birbirinden bağımsız ele alamayız. Bugün inşa ettiğimiz ve dönüştürdüğümüz her yapının hem gelecek nesiller için güvenli ve dirençli olması hem de çevresel etkilerinin ve karbon ayak izinin azaltılması gerekiyor. Saint-Gobain olarak bu dönüşümün öncüsü olmayı ve sürdürülebilir inşaatta dünya lideri olma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeyi misyon ediniyoruz. Ancak sürdürülebilir bir yapı sektörüne geçiş, hiçbir şirketin tek başına gerçekleştirebileceği bir dönüşüm değildir. Mimarlar, mühendisler, müteahhitler, malzeme üreticileri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları olarak tüm paydaşların ortak hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor. Sustainable Construction Talks platformunu Türkiye’ye taşıyarak, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde sektörümüzün önceliklerini ve çözüm önerilerini birlikte değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Daha güvenli, daha dirençli, daha az kaynak tüketen ve düşük karbonlu yapılar için bugün doğru kararları birlikte almak zorundayız.” dedi.

Etkinlikte, Mimar Sedat Bayrak’ın “Sürdürülebilir İnşaatta Türkiye Nerede?” başlıklı değerlendirmesiyle Türkiye’nin mevcut durumu ele alındı. Bayrak, Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi’nin 30 ülkede 4.800 sektör paydaşı ve 30.000 kişinin katılımıyla yürüttüğü Barometre araştırmasının sonuçlarını paylaştı. Türkiye’de sürdürülebilir inşaat konusunda farkındalığın var olduğunu ancak eyleme geçme konusunda yetersiz kalındığını belirtti.

Ilgaz Gürsoy’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye’nin Deprem Sınavı” ve “Türkiye’nin İklim Sınavı” panellerinde, güvenli ve dirençli yapıların oluşturulması ile düşük karbonlu yapılı çevreye geçişin gereklilikleri farklı uzmanlık alanlarının bakış açılarıyla değerlendirildi.

“Türkiye’nin Deprem Sınavı” paneline, Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Güvenli Yapılar Kentsel Dönüşüm Komitesi Başkanı Muhammed Maraşlı, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper İlki ile mimar ve NSMH Kurucusu Nevzat Sayın katıldı.

Muhammed Maraşlı, güvenli yapılaşmanın yaygınlaştırılması ve kentsel dönüşümün etkin yürütülmesi konularında sektör ve kentsel dönüşüm perspektifinden katkı sundu. Güvenli yapılaşmanın yalnızca yeni teknolojilerle değil, doğru uygulama ve nitelikli insan kaynağıyla mümkün olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin geleceğinin güvenli ve sürdürülebilir yapılar üretmekten geçtiğini ifade etti.

Prof. Dr. Alper İlki, 6 Şubat depremlerinin mevcut yapı stokundaki riskleri bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. İstanbul’daki 2000 yılı öncesi binaların önemli bölümünün depreme dayanıklı olmadığını söyleyen İlki, mevcut yapı stokunun mevzuat doğrultusunda incelenmesinin onlarca yıl sürebileceğini, riskli binaların hızlı ve etkin yöntemlerle tespit edilmesi gerektiğini vurguladı.

Nevzat Sayın, güvenli kentlerin oluşturulmasında mimarlık ve tasarım kararlarının önemine değindi. 1950’lerden itibaren hızlanan kentleşmede denetimsiz ve niteliksiz yapılaşmanın yaygınlaştığını, bugünkü sorunların temelinde geçmişteki tercihler ve denetim eksikliklerinin bulunduğunu ifade etti.

Panelde, Türkiye’nin deprem riskine karşı daha dirençli bir yapılı çevre oluşturabilmesi için yeni yapıların güvenliğinin yanı sıra mevcut yapıların durumunun da bütüncül biçimde ele alınması gerektiği vurgulandı. Kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesi olarak görülmemesi; kentlerin fiziksel, sosyal ve çevresel ihtiyaçlarını birlikte değerlendiren uzun vadeli bir dönüşüm yaklaşımıyla yürütülmesi gerektiği ön plana çıktı.

“Türkiye’nin İklim Sınavı” başlıklı ikinci panelde ise, iklim kriziyle mücadelede yapı sektörünün üstlendiği sorumluluk değerlendirildi. Enerji verimliliği, düşük karbonlu yapı malzemeleri, sürdürülebilir tasarım, kaynakların verimli kullanımı ve döngüsel ekonomi yaklaşımı ele alındı. Yapıların tasarımından malzeme seçimine, inşasından kullanım sürecine kadar tüm aşamalarda çevresel etkilerin gözetilmesinin önemi vurgulandı.

Panele, Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, Altensis Kurucu Ortağı ve ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı ile ESCON Enerji CEO’su Onur Ünlü katıldı. Konuşmacılar, sürdürülebilir yapılaşmanın mimari tasarım, çevresel performans ve enerji yönetimi boyutlarını değerlendirdi.

Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, mevcut yapıların sadece fiziksel varlıklar değil, aynı zamanda toplumsal belleği ve kültürel değerleri taşıdığını belirtti. Bir binanın yıkılmasının sadece beton ve demirin kaybı değil, aynı zamanda o yapının temsil ettiği dönem, harcanan emek, mimari karakter ve toplumdaki hatıraların da yok olması anlamına geldiğini vurguladı. Baba, “Bu nedenle ‘ileri dönüşüm’ yaklaşımı öne çıkarılıyor: mevcut yapılar yeni işlevlere adapte edilerek hem gömülü karbon korunuyor hem de kentlerin kültürel hafızası sürdürülebilir hale geliyor. Böylece iklim dostu kentler yalnızca yeni binalar üretmekle değil, geçmişin değerlerini yaşatarak geleceğe uyum sağlamakla da mümkün hale geliyor.” dedi.

ESCON Enerji CEO’su Onur Ünlü, yeşil dönüşümün finansmanına ilişkin değerlendirmesinde sürdürülebilirlik yatırımlarının sanayiciler için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Emisyonların ve su tüketiminin azaltılmasına yönelik projeler için yeşil finansman kaynaklarının kullanılabileceğini, bu kaynakların daha uygun faiz ve daha uzun vadeli kredi imkânları sağladığını ifade etti. Yeşil dönüşümün sadece maliyet kalemi olarak görülmemesi, aynı zamanda finansal planlamanın da parçası olması gerektiğini söyledi. Ayrıca yeşil dönüşümün maliyet ve uygulama boyutlarının yanı sıra Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği açısından da kritik olduğunu vurguladı. Başarı için öngörülebilir düzenlemeler ve uygulanabilir yol haritalarının şart olduğunu dile getirdi.

ÇEDBİK Başkanı ve Altensis Kurucusu Dr. Emre Ilıcalı, inşaat ve gayrimenkul sektöründe karbonun artık sadece çevresel bir konu değil, doğrudan finansal bir gösterge ve rekabetçilik unsuru haline geldiğini belirtti. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması düzenlemesiyle çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi sektörlerde dönüşümün kaçınılmaz olduğunu söyledi. Karbon emisyonlarının iş dünyasında maliyet, kalite ve zamanın yanına eklenen yeni bir kriter olduğunu vurgulayan Ilıcalı, bu dönüşümün rekabetçi kalabilmek için kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin gerekli düzenlemeleri zamanında hayata geçirmesinin, karbon kaynaklı maliyetlerin ülke içinde yönetilmesine ve ihracatta rekabet gücünün korunmasına katkı sağlayacağını belirtti. Ilıcalı, iklim kriziyle mücadelenin ertelenemeyecek uzun vadeli bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.

Panelde, düşük karbonlu yapılaşmaya geçişin sadece yeni teknolojiler ve malzemelerin kullanımından ibaret olmadığı; tasarım, enerji performansı, kaynak yönetimi ve uygulama süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ortaya kondu. Enerji verimli binaların yaygınlaştırılması, çevresel etkilerin azaltılması ve kaynakların daha verimli kullanılması, sektörün iklim değişikliğiyle mücadelede temel çalışma alanları arasında öne çıktı.

Saint-Gobain’in küresel sürdürülebilir inşaat yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen buluşma, Türkiye’nin deprem güvenliği ve iklim krizi karşısındaki önceliklerini ortak bir dönüşüm gündeminde bir araya getirdi. Etkinlik, daha güvenli, dirençli, enerji verimli ve düşük karbonlu yapılı çevre oluşturulmasında sektör paydaşları arasındaki bilgi paylaşımı ve iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Saint-Gobain Hakkında

Sürdürülebilir ve hafif inşaat çözümlerinde dünya lideri olan Saint-Gobain, inşaat ve endüstriyel pazarlara yönelik malzemeler ve hizmetler tasarlamakta, üretmekte ve dağıtmaktadır. Kamu ve özel binaların yenilenmesi, hafif inşaatların, inşaatların ve endüstrinin karbondan arındırılması için kesintisiz inovasyon süreciyle geliştirilmiş bütünleşik çözümler sunarak sürdürülebilirlik ve performans sağlar. 2025 yılında kuruluşunun 360. yılını kutlayacak olan grup, tüm faaliyetleri ve taahhütleriyle “MAKING THE WORLD A BETTER HOME” amacına hizmet etmektedir.

2025 yılında 46,5 milyar EUR değerinde satış gerçekleştirmesi, 80 ülkede 162.000 çalışanı bulunması ve 2050 yılına kadar Net Sıfır Karbon hedefine ulaşmaya kararlı olması Saint-Gobain’in önemli özellikleri arasındadır.

Saint-Gobain hakkında daha fazla bilgi için http://www.saint-gobain.com.tr adresi ziyaret edilebilir.