BAB Architects’te Yayın Stüdyolarında Tasarımda Yeni Dönem Başladı

19.02.2026
A+
A-
BAB Architects’te Yayın Stüdyolarında Tasarımda Yeni Dönem Başladı

Çok farklı fonksiyon ve ölçeklerde ödüllü mimari ve iç mimari projelere imza atan BAB Architects, Türkiye’de “broadcasting design” alanında öncülük yapan kolektif bir mimari oluşumdur. Hızla değişen yayın formatları, gelişen teknolojiler ve izleyici beklentileri doğrultusunda esnek, sürdürülebilir ve güçlü bir anlatı dili sunan stüdyo mekanları tasarlayan BAB Architects kurucuları Mimar İrem Arıbaş, İç Mimar Hüseyin Beş ve İç Mimar & Set Tasarımcısı Yurdaer Beş, yeni nesil yayın stüdyolarındaki teknoloji, estetik ve insan deneyiminin kesiştiği güncel eğilimleri değerlendirdi.

BAB Architects, yayın stüdyosu tasarımında mekanı yalnızca bir çekim alanı değil, bütüncül bir üretim ortamı olarak ele alıyor. Akustik ve ışık düzenlemeleri, ekipman yerleşimi, kameraların hareket alanları, operatörlerin kontrol ihtiyaçları ve sirkülasyon gibi tüm teknik parametreleri eksiksiz biçimde çözümlerken; stüdyoların aynı zamanda kurumun mesajını, yayın dilini ve marka kimliğini görünür kılan temsili alanlar olduğunu vurguluyor.

Haber Detay

Mimar İrem Arıbaş, “Mekanın hikayesini tanımlayan renk paleti, malzeme seçimi, grafik dil ve set tasarımı; yalnızca ‘nasıl göründüğünü’ değil, ‘ne anlattığını’ da belirliyor. Bu nedenle BAB Architects olarak tasarım sürecinde teknik gereksinimler ile kurumsal imajı aynı potada eriten, hızlı kuruluma ve modüler senaryolara olanak tanıyan bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Stüdyonun teknik altyapısını akustik panelleme, ışık gridleri, dijital ekranlar, kamera hatları ve kontrol odalarıyla birlikte tasarlarken eş zamanlı olarak stüdyonun görsel diline yönelik senaryoyu da kurguluyoruz. Renk paleti, yüzey karakteri, yapay–doğal ışık dengesi, logo ve grafik entegrasyonu gibi tasarım araçları ile markanın izleyiciyle kurduğu ilişkiyi güçlendirirken modüler set bileşenleri sayesinde farklı yayın türleri için dönüşebilir ve esnek bir zemin oluşturuyoruz. Böylece stüdyo tasarımlarında hem teknik olarak optimum performans sağlıyor hem de kurumun hikayesini estetik bir bütünlük içinde görünür kılıyoruz” dedi.

Her yayın türünün kendi ritmini ve temsil biçimini beraberinde getirdiğini belirten BAB Architects, haber stüdyolarında net, güvenilir ve kurumsal bir dil oluştururken grafik ekranların ölçeğini, veri akışını ve kameraların mekan üzerindeki hakimiyetini ön plana çıkarıyor. Talk-show formatlarında samimiyet, esneklik ve izleyiciyle bağ kurma öncelik kazanıyor; oturma düzeni, kamera açıları ve dekor unsurları ilişkisel bir yaklaşımla ele alınıyor. Spor yayınlarında ise dinamizm, tempolu grafik kullanımı ve hareketli ışık senaryoları mekansal atmosferi belirliyor. Bu farklılıklar kurgulanırken izleyici psikolojisi de tasarım sürecine dahil ediliyor. Haber yayınlarında güven duygusunu destekleyen durağanlık, eğlence ve spor yayınlarında ise enerjiyi artıran renk ve ışık kararları devreye giriyor. Böylece yayın türüne göre mekanda hem teknik hem de duygusal bir karşılık üretiliyor.

İç Mimar Hüseyin Beş, “Yayın stüdyoları her ne kadar kameraya yönelik tasarlansa da merkeze her zaman sunucu, konuk, operatör ve izleyici yerleştiriliyor ve tasarım kararları bu unsurların temel ekseni üzerinden alınıyor. Konforlu ergonomi, göz seviyesinde planlanan ışık ve mekansal bütünlük, yayın akışının doğal ilerlemesini desteklerken kontrollü sirkülasyon, hızlı müdahale imkanı ve teknik bileşenlere kolay erişim üretim sürecinin verimli ve sürdürülebilir olmasını sağlıyor. İzleyici deneyiminde ise renk, ışık, mekansal derinlik, kadraj arka planı ve grafik kullanımının algıyı ve duygusal etkiyi doğrudan şekillendiriyor” ifadelerini kullandı.

İç Mimar & Set Tasarımcısı Yurdaer Beş ise yayın stüdyosu tasarımının izleyici üzerindeki etkisini şöyle aktardı: “İzleyici çoğu zaman fiziksel mekanda bulunmasa da stüdyonun karakteri ekrandan geçerek algıyı belirliyor. Bu yüzden mekanın düzenini, renk paletini, ışık planını ve görsel efektleri içerik ve izleyici psikolojisi üzerinden kurguluyoruz. Kameranın gördüğü arka plan, yüzeylerin ışığı yansıtma biçimi, grafiklerin dili ve dijital ekran yoğunluğu izleyicide farklı duygular uyandırıyor. Mavi ve nötr tonlar haber yayınlarında güven hissini güçlendirirken, sıcak paletler talk-show formatlarında yakınlık kuruyor, spor yayınlarında ise hızlı ışık geçişleri ve grafik animasyonlar tempoyu artırıyor. Yayın stüdyosu tasarımı, izleyici için görünmez bir rehber işlevi görüyor.”

Son dönemde yayın stüdyosu tasarımını etkileyen temel trendler arasında LED ekran teknolojilerinin ölçek büyütmesi, XR/AR destekli set tasarımları, real-time grafik entegrasyonları, akıllı ışık sistemleri ve data-driven yayın altyapılarının öne çıktığını belirten İç Mimar Hüseyin Beş, “XR teknolojileri canlı yayınlarda fiziksel setin ötesine geçen sahneler yaratırken, yüksek çözünürlüklü LED paneller temsil alanını genişletiyor. Biz bu teknolojileri mekana entegre ederken, set tasarımının teknoloji tarafından domine edilmemesine ve sistemlerin uzun vadede güncellenebilir olmasına özellikle dikkat ediyoruz. Bu yaklaşım, teknolojiyle sürdürülebilir bir ilişki kurmamızı sağlıyor” dedi.

BAB Architects kurucuları, trendlerin yalnızca görsel bir katman değil, stüdyonun işleyişine ve mekansal karakterine doğrudan etki eden tasarım girdileri olarak ele alındığını belirtiyor. Bu doğrultuda stüdyo tasarımı; teknolojik, estetik ve davranışsal olmak üzere üç temel düzlemde değerlendiriliyor. LED, AR, XR ve akıllı ışık sistemleri yeni fonksiyonlar üretirken malzemelerin yansıma özellikleri, mat–parlak dengeleri, grafik yüzeyler ve renk kodları mekansal dili tanımlıyor. Kamera açıları, yayın ritmi ve izleyici beklentilerindeki değişimler ise davranışsal katmanı şekillendiriyor. Kısa ömürlü moda etkilerinden bilinçli olarak kaçınılarak, modüler bileşenler ve güncellenebilir dijital yüzeyler aracılığıyla zamana dayanıklı stüdyo mekanları tasarlanıyor.

BAB Architects, yayın stüdyosu tasarımını teknoloji, estetik ve insan deneyiminin kesiştiği stratejik bir alan olarak ele alıyor. Değişen yayın formatları, gelişen teknolojiler ve izleyici beklentileri doğrultusunda esnek, sürdürülebilir ve güçlü bir anlatı dili sunan stüdyo mekanları kurgulayan ofis; her projede işlevselliği estetikle, teknik altyapıyı marka kimliğiyle bütünleştirerek geleceğin yayın mekanlarına bugünden yanıt veriyor.

BAB Architects Hakkında:

BAB, İstanbul merkezli kolektif bir mimari oluşumdur. 2018 yılında İç Mimar Hüseyin Beş, Mimar İrem Arıbaş ve İç Mimar Yurdaer Beş tarafından kurulmuştur. Tasarım, proje yönetimi, uygulama ve danışmanlık hizmetleri kapsamında mimari, iç mimari, televizyon dekoru ve sahne tasarımı alanlarında projeler geliştirmekte ve bu hizmetlerini Kadıköy’de bulunan ofisinde sürdürmektedir. Her yeni projeyi kendi bağlamı içinde ve proje özelinde yeni bir başlangıç olarak ele alıyor; yapı ve mekanların ihtiyaçları doğrultusunda değer katacak, yenilikçi, kaliteli ve karakteristik çözümler üretmek üzere tasarım ve üretim yolculuğunu bir tasarım atölyesi anlayışıyla sürdürüyor. Ekip arkadaşlarının katkılarıyla masa başında başlayan ve ilk aşamada birlikte çalışılan kişi ve kurumlar için kağıt üzerinde taahhüt edilen özgün hayaller, üretim sürecinde mimarlığın tüm bileşenlerinin çözümlendiği detaylarla desteklenerek mekansal anlamda bütüncül, sağlam temellere dayanan ve tasarımıyla birebir örtüşen gerçeklere dönüştürülüyor.

BAB Architects, yaşam alanlarının bulunduğu yere, zamana ve çevresel faktörlere göre doğru analiz edilip karakterine uygun şekilde tasarlanmasının, doğru işlevsel çözümlerle yapılandırılmasının yapı ve mekanlar üzerinde pozitif güç oluşturduğuna ve kullanıcıda birleştirici aidiyet duygusu yarattığına inanıyor. Bu inanç, motivasyon ve tutkularının en etkili yapı taşını oluşturuyor. Yaptıkları projelerle dokundukları yapı ve mekanlara kazandırmayı amaçladıkları anlam ve değerler bütünü, mesleklerine verdikleri anlam ve değerin de bir yansımasıdır.

www.babarch.com

Daha fazla bilgi ve görsel malzeme için:
https://drive.google.com/drive/folders/1Bau2tCWjqP4x4Y3yxgB9p7_ilRdUOND_?usp=sharing