HESİAD’dan Türkiye’ye PHES yatırımı için kritik çağrı
HESİAD: Türkiye, İletim Sistemi Esnekliği ve Enerjide Dışa Bağımlılığı Azaltmak İçin Pompaj Depolamalı HES’lerde Acil Aksiyon Almalı
Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) tarafından hazırlanan ve Ağustos 2026 itibarıyla tamamlanan Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu kamuoyuna sunuldu. Raporda, Türkiye’nin enerjide orta vadeli ulusal hedeflerine ulaşabilmesi için, ön fizibiliteden işletmeye geçiş süresi ortalama 8-10 yıl olan pompaj depolamalı hidroelektrik santraller (PHES) alanında bugünden harekete geçilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Elektrik Elektronik Yüksek Mühendisi Nurhan Ozan tarafından kaleme alınan raporda, PHES’ler tüm bileşenleriyle ele alınırken, batarya depolamalı sistemlerle stratejik olarak birbirini tamamlayacak şekilde planlanması ve devreye alınması çağrısı yapıldı.
Enerji depolama, farklı açılardan üstlendiği kritik rol nedeniyle tüm dünyada giderek önem kazanıyor. Özellikle 2025 yılında Avrupa’da İspanya ve Portekiz’de, Amerika’da Kaliforniya’da yaşanan uzun süreli elektrik kesintileri, depolamanın önemini artırdı. Türkiye’de ise artan yenilenebilir enerji kurulu gücü, sistem esnekliği ihtiyacını zorunlu kılıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Türkiye Ulusal Enerji Planı’na göre, 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücünün 120 bin megavata çıkarılması hedefleniyor. Bu büyüme, yenilenebilir enerji üretiminin toplam elektrik üretimindeki payını artırırken, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında gündüz üretim fazlasına, akşam saatlerinde ise hızlı net yük artışına neden oluyor.
HESİAD raporu, Türkiye’de henüz planlama veya işletme aşamasında pompaj depolamalı hidroelektrik santral bulunmadığını belirterek, “Türkiye bugün harekete geçmeli” çağrısında bulundu. HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, PHES’lerin devreye alınması için uygun sahaların belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının başlatılması ve yatırımcı açısından öngörülebilir bir gelir ve destek modelinin oluşturulmasının önemine dikkat çekti.
Raporda, yeterli enerji depolama kapasitesi oluşturulmaması halinde yenilenebilir enerji kesintilerinin artacağı vurgulanıyor. Elektrik sektöründe 30 yıla yakın deneyime sahip Nurhan Ozan’ın projeksiyonlarına göre, batarya veya PHES kapasitesi bulunmaması durumunda 2030’da toplam güneş ve rüzgâr üretiminin yaklaşık %7,8’i, 2035’te %16,2’si ve 2040’ta %26,5’i sistem tarafından doğrudan kullanılamayacak. Bu kayıp, 2040 yılında yaklaşık 57,38 TWh’ye ulaşacak.
Raporda, batarya ve PHES yatırımlarının birbirinin alternatifi olmadığı, farklı sürelerdeki depolama ihtiyaçlarını karşılayan tamamlayıcı teknolojiler olduğu vurgulanıyor. Türkiye için önerilen bütünleşik depolama portföyünde, 2030 yılında 15 bin MW bir saatlik batarya kapasitesine ek olarak 4 bin MW sekiz saatlik PHES kapasitesi bulunması gerekiyor. Bu kapasitenin 2035’te 10 bin 400 MW’a, 2040’ta ise 16 bin MW’a ulaşacağı öngörülüyor.
PHES’lerin sağladığı faydalar yalnızca enerji depolama ile sınırlı değil. Akşam puantının karşılanması, yenilenebilir enerji kesintilerinin azaltılması, frekans kontrolü, rezerv sağlanması, hızlı rampalama, gerilim desteği, sistem ataleti, black-start kabiliyeti ve iletim sistemi kararlılığı gibi çok sayıda sistem hizmeti sunuyor. Türkiye’nin 32 GW’ı aşan hidroelektrik kurulu gücüyle Avrupa’da ikinci, dünyada ise dokuzuncu sırada olduğu hatırlatılıyor.
Raporda, PHES yatırımlarının yalnızca elektrik fiyatlarının düşük olduğu saatlerde enerji alıp yüksek olduğu saatlerde satılmasına dayalı piyasa arbitrajıyla finanse edilmesinin güç olduğu belirtiliyor. Yatırımların ekonomik olarak yapılabilir hale gelmesi için PHES’lerin sisteme sağladığı depolama, esneklik, kapasite ve yan hizmet değerlerinin gelir mekanizmalarına yansıtılması gerekiyor. Ayrıca, pompalama sırasında tüketici, üretim sırasında ise üretici olarak iki yönlü sistem kullanım bedeline tabi olmanın proje ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çekiliyor.
Raporda, depolama amacıyla kullanılan elektriğe yönelik özel bir tarife mekanizması, sistem kullanım bedellerinin yeniden düzenlenmesi, yan hizmet gelirleri ile uzun dönemli kapasite veya sistem hizmeti sözleşmelerinin birlikte değerlendirilmesi öneriliyor. Ayrıca, depolama ihtiyacının oluşmadığı günlerde PHES’in çevrim yapabilmesi için pompalama enerjisine belirlenen zaman aralıklarında öngörülebilir özel bir tarife uygulanması tavsiye ediliyor.
Türkiye’de bugün itibarıyla işletmede pompaj depolamalı hidroelektrik santral bulunmuyor. Rapora göre, uzun süreli depolama ihtiyacının önümüzdeki yıllarda hızla artacağı öngörülüyor. Bu nedenle PHES projelerinde ön fizibiliteden ticari işletmeye geçiş süresi ortalama 8-10 yıl olduğundan, hemen harekete geçilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye’nin enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yenilenebilir enerji dönüşümünün sürdürülebilirliği açısından PHES yatırımlarının stratejik öneme sahip olduğu belirtiliyor.
Teknik, Çevresel ve Ekonomik Değerlendirmeler
Raporda, pompaj depolamalı HES’lerin çalışma prensipleri, türleri, çevresel etkileri ve maliyet yapıları ayrıntılı şekilde inceleniyor. PHES’ler, suyun potansiyel enerjisi olarak depolanmasını sağlayan, düşük talep veya düşük piyasa fiyatı saatlerinde suyun alt rezervuardan üst rezervuara pompalanması ve yüksek talep saatlerinde türbinlerden geçirilerek elektrik üretilmesi prensibiyle çalışıyor.
PHES’ler open-loop (açık çevrim) ve closed-loop (kapalı çevrim) olarak iki ana türde sınıflandırılıyor. Open-loop sistemlerde rezervuarlardan en az biri doğal akarsu, göl veya mevcut rezervuarla bağlantılıyken, closed-loop sistemlerde bu bağlantı bulunmuyor. Closed-loop sistemler çevresel etkiler açısından avantajlı olabilir ancak ilk dolum ve takviye suyu ihtiyacı gibi konular kritik olmaya devam ediyor.
PHES yatırımlarının maliyeti, barajlar, tüneller, santral binaları, elektromekanik ekipmanlar, şalt sahası, arazi edinimi ve proje yönetimi gibi kalemlerden oluşuyor. Türkiye’de mevcut barajlı hidroelektrik rezervuarlarının kullanılması maliyet avantajı sağlıyor.
PHES’lerin maliyeti, şebeke ölçekli lityum-iyon batarya enerji depolama sistemleriyle karşılaştırıldığında, ilk yatırım maliyeti açısından daha yüksek olsa da uzun ömür, düşük degradasyon ve yüksek çevrim kabiliyeti nedeniyle uzun vadede daha ekonomik olabiliyor.
Dünyada ve Türkiye’de PHES Durumu
Dünya genelinde pompaj depolamalı HES’lerin kurulu gücü yaklaşık 189 GW seviyesinde olup, toplam enerji depolama kapasitesi 9.000 GWh’ye ulaşmıştır. Bu kapasite, dünya uzun süreli enerji depolama kapasitesinin %90’dan fazlasını oluşturuyor. Çin, Japonya ve ABD en büyük PHES kapasitelerine sahip ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye’de ise yüksek hidroelektrik kurulu gücüne rağmen işletmede pompaj depolamalı HES bulunmamaktadır. Bu durum, yenilenebilir enerji kurulu gücünün artmasıyla birlikte önemli bir planlama boşluğuna işaret ediyor.
PHES projeleri, mevcut barajlı hidroelektrik rezervuarlarının kullanılması ve kapalı çevrim sistemlerin geliştirilmesiyle maliyet ve çevresel etkiler açısından optimize edilebilir.
Türkiye Elektrik Sisteminde Depolama İhtiyacı ve Esneklik
Türkiye’de güneş ve rüzgâr kurulu gücünün 2030, 2035 ve 2040 yıllarında önemli ölçüde artmasıyla birlikte net tüketim profili değişiyor. Özellikle güneş üretiminin yüksek olduğu öğle saatlerinde net tüketim azalırken, akşam saatlerinde hızlı bir artış yaşanıyor. Bu durum, duck curve etkisi olarak adlandırılıyor.
2030 yılında depolama ihtiyacı yaklaşık 9,55 TWh, 2035’te 27,14 TWh ve 2040’ta 57,38 TWh seviyesine ulaşacak. Bu miktarlar, ilgili yıllarda toplam güneş ve rüzgâr üretiminin sırasıyla %7,8, %16,2 ve %26,5’ine karşılık geliyor. Depolama yatırımları olmadan bu üretimin önemli bir kısmı kesintiye uğrayacak.
Türkiye için önerilen depolama portföyü, 2030 yılında 15.000 MW bir saatlik batarya ile 4.000 MW sekiz saatlik PHES; 2035 yılında 30.000 MW bir saatlik batarya ile 8.000 MW sekiz saatlik ve 2.400 MW 12 saatlik PHES; 2040 yılında ise 30.000 MW bir saatlik ve 10.000 MW dört saatlik batarya ile 12.000 MW sekiz saatlik ve 4.000 MW 12 saatlik PHES kapasitesinden oluşuyor.
PHES yatırımları, özellikle 8 saat ve üzeri depolama ihtiyaçlarında kritik öneme sahip. 12 saatlik PHES tesisleri, daha uzun süreli enerji kaydırma ve piyasa hizmetlerine katılım açısından ekonomik ve teknik avantaj sağlıyor.
PHES Gelir ve Gider Analizleri
Türkiye’de PHES’ler, YEKDEM kapsamında 15 yıl süreyle destekleme fiyatından yararlanabiliyor. Ancak piyasa arbitraj geliri, yüksek yatırım maliyetleri, çift yönlü sistem kullanım bedelleri ve işletme giderleri nedeniyle tek başına yeterli olmuyor.
Raporda, depolama yapılan saatlerde pompalama enerjisinin 0 TL/MWh fiyatla sağlanması ve depolama olmayan günlerde pompaj enerjisine 25 $/MWh özel tarife uygulanması öneriliyor. Bu mekanizmalar, PHES gelirlerini önemli ölçüde artırıyor.
Sekonder frekans kontrolü hizmetleri de PHES gelirlerine katkı sağlıyor. Ancak sistem kullanım bedellerinin çift yönlü uygulanması, PHES yatırımcılarının kârlılığını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle tek yönlü sistem kullanım bedeli veya depolama tesisleri için özel tarife sınıfı oluşturulması öneriliyor.
Sonuç ve Öneriler
Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşması için uzun süreli enerji depolama kapasitesinin bugünden planlanması zorunludur. PHES projelerinin ön fizibiliteden işletmeye geçiş süresi 7–12 yıl olduğundan, uygun sahaların belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının başlatılması ve yatırım modelinin oluşturulması gecikmeden yapılmalıdır.
PHES yatırımları, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini, şebeke esnekliğini ve yenilenebilir enerji dönüşümünü destekleyen stratejik altyapılar olarak değerlendirilmelidir. Batarya ve PHES’lerden oluşan bütünleşik depolama portföyü, yenilenebilir enerji kesintilerini azaltacak ve sistem esnekliğini artıracaktır.
PHES saha seçimi, yalnızca teknik ve ekonomik kriterlere değil, iletim sistemi kararlılığı, açısal kararlılık ve bölgesel güç akışları açısından da yapılmalıdır. Doğu Anadolu, Orta Anadolu’nun doğusu, Güneydoğu Anadolu, Kahramanmaraş, Adana ve Mersin çevresi öncelikli araştırma alanlarıdır.
PHES yatırımlarının ekonomik olarak uygulanabilir hale gelmesi için, pompalama enerjisinin fiyatlandırılması, sistem kullanım bedellerinin düzenlenmesi ve uzun dönemli kapasite mekanizmalarının geliştirilmesi gerekmektedir.
Türkiye elektrik sisteminde PHES yatırımları gecikirse, uzun süreli esneklik açığı artacak, yenilenebilir enerji kesintileri yükselecek ve sistem işletme güvenliği riske girecektir. Bu nedenle PHES yatırımları, enerji dönüşümünün vazgeçilmez bir parçasıdır.
