Karbon Zorunluluğunda Rekabet Gücü Nasıl Korunur?

14.05.2026
A+
A-
Karbon Zorunluluğunda Rekabet Gücü Nasıl Korunur?

Jeopolitik kırılmalar ve karbon düzenlemeleri sonrası yatırım dünyasında yeni bir dönem başladı. Altensis Yönetici Ortağı Dr. Emre Ilıcalı, “Karbon artık teknik değil doğrudan ticari bir konu. Çünkü enerji verimliliği sadece çevresel bir tercih değil, ekonomik ve jeopolitik bir güvenlik meselesi haline geldi” dedi.

Savaşlar, enerji krizleri ve küresel tedarik zincirindeki kırılmalar, sürdürülebilirlik kavramının çerçevesini değiştiriyor. Dr. Emre Ilıcalı, enerji verimliliğinin artık yalnızca çevresel bir tercih değil; ekonomik dayanıklılık, enerji güvenliği ve rekabet gücü açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’da yaşanan enerji krizinin bu dönüşümü hızlandırdığını belirten Ilıcalı, enerji güvenliği ile sürdürülebilirliğin artık birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

“Doğal gaz fiyatlarının kısa sürede birkaç katına çıkması, ülkelerin enerji bağımlılığının ne kadar büyük bir ekonomik risk oluşturduğunu ortaya koydu. Avrupa Birliği’nin REPowerEU programını hızlandırmasının temel nedeni de budur. Enerji verimliliği artık sadece çevresel bir tercih değil, ekonomik ve jeopolitik bir güvenlik meselesi haline geldi” dedi.

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre binalar, küresel enerji tüketiminin yaklaşık %30’unu oluşturuyor. Dr. Ilıcalı, yapı sektöründeki dönüşümün ertelenemez hale geldiğini belirtti. Sürdürülebilir olmayan yapıların yalnızca çevresel değil, finansal riskler de taşıdığını vurgulayan Ilıcalı, “Yeşil olmayan bir bina daha yüksek işletme maliyeti, daha yüksek dışa bağımlılık ve daha yüksek finansal risk anlamına geliyor. Özellikle enerji fiyatlarının bu kadar volatil olduğu bir dönemde verimsiz yapılar çok hızlı ekonomik değer kaybetmeye başlıyor” ifadelerini kullandı.

Avrupa’daki birçok yatırım fonunun düşük enerji performansına sahip binaları “portföy riski” olarak değerlendirdiğini belirten Ilıcalı, benzer dönüşümün Türkiye’de de hızlanacağını söyledi.

Türkiye’nin Avrupa ile yüksek ticaret hacmi nedeniyle dönüşümden doğrudan etkilendiğini ifade eden Ilıcalı, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) özellikle sanayi şirketleri açısından kritik sonuçlar doğuracağını aktardı. “Türkiye ihracatının yaklaşık %40’ı Avrupa Birliği ülkelerine yapılıyor. Bu nedenle karbon artık yalnızca teknik değil, doğrudan ticari bir konu haline geldi. Karbon maliyetini yönetemeyen üreticiler rekabet gücünü kaybedecek” dedi.

Özellikle çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi karbon yoğun sektörlerde enerji verimliliği yatırımlarının artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Ilıcalı, yatırımcıların projeleri yalnızca bugünkü getirilerine göre değerlendirmediğini söyledi. Ilıcalı, “Bugün yatırımcılar şu sorulara bakıyor: Bu yapı 15 yıl sonra regülasyonlara uyumlu olacak mı? Enerji maliyetlerini yönetebilecek mi? Aşırı hava olaylarına karşı dayanıklı mı? Finansman dünyasında kriterler hızla değişiyor” şeklinde konuştu.

Altensis Hakkında: Türkiye’nin ilk sürdürülebilirlik yönetim şirketi olan Altensis, 20 farklı ülkede, 4 kıtada yönettiği projelerle Avrupa’nın önde gelen danışmanlık ve mühendislik firmaları arasında yer alıyor. Gayrimenkul sektörünün yanı sıra birçok sektörde yeşil dönüşüm, sürdürülebilirlik ve karbonsuzlaşma yönünde stratejiler geliştiren Altensis, yeşil binalar ve enerji verimliliği konularında uçtan uca hizmet sunuyor.