GES projelerinde mühendislik hatası yatırım süresini uzatıyor
Sanayi tesislerinde hızla yaygınlaşan Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımlarında; tüketim profili, çatı ve saha koşulları ile elektrik altyapısının doğru analiz edilmemesi, enerji üretiminde kayıplara, öz tüketim oranının düşmesine ve yatırımın geri dönüş süresinin uzamasına yol açabiliyor.
Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, GES yatırımlarında doğru mühendislik ve fizibilitenin yatırım performansını doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor.

Son yıllarda artan enerji maliyetleri, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve şirketlerin karbon emisyonlarını azaltma hedefleri, endüstriyel tesislerin yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimini hızlandırıyor. Bu dönüşümde güneş enerjisi yatırımları öne çıkarken, yatırımın başarısı büyük ölçüde doğru mühendislik yaklaşımı ve projelendirmeye bağlı oluyor. Tüketim profili, saha koşulları ve elektrik altyapısı yeterince analiz edilmeden tasarlanan sistemler; beklenen üretim ve tasarruf seviyelerine ulaşılamaması, ek revizyon ihtiyacı ve yatırımın geri dönüş süresinin uzaması gibi riskleri beraberinde getiriyor.
Tüketim analizi GES yatırımının temelini oluşturuyor
Sanayide güneş enerjisi sistemlerinin başarısının yalnızca kurulumla değil, tüm sürecin mühendislik yaklaşımıyla doğru şekilde yönetilmesiyle mümkün olduğunu vurgulayan Oğuzhan Yıldız, GES yatırımlarında en sık yapılan hatalardan birinin tüketim analizinin yeterince detaylandırılmadan kapasite belirlenmesi olduğunu belirtti.
“Tüketim miktarı ve özellikle tüketimin gün içindeki dağılımı doğru analiz edilmeden yapılan kurulumlar, ihtiyacın altında kalabildiği gibi tüketim profiline göre gereğinden yüksek kapasitede de tasarlanabiliyor. Bu durumda teknik üretim devam etse bile öz tüketim oranı azalabiliyor ve yatırımın ekonomik geri dönüşü olumsuz etkilenebiliyor.”
Sistem tasarımı enerji kayıplarında belirleyici oluyor
Kapasite belirlemenin ardından çatı ve saha analizleri kritik önem taşıyor. Gölgeleme, çatı yönü ve eğimi, statik taşıma kapasitesi, modül yerleşimi ve bakım erişimi gibi unsurların tasarım aşamasında dikkate alınmaması sistem performansını olumsuz etkileyebiliyor. Elektrik altyapısında ise inverter seçimi, DC/AC oranı, string tasarımı, kablo kesitleri, trafo kapasitesi ve koruma ekipmanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Aksi halde üretim kayıplarının yanı sıra işletme ve sistem güvenliği açısından da sorunlar ortaya çıkabiliyor.
GES’lerde sıcaklık, gölgelenme, kirlenme, modül uyumsuzluğu, kablolama, inverter çalışma koşulları, trafo kayıpları ve sistem kullanılabilirliği gibi birçok etken üretimi etkileyebiliyor. Bu kayıpların seviyesi; kullanılan ekipmana, saha koşullarına ve tasarıma göre değiştiği için her proje özelinde simülasyon ve mühendislik hesaplarıyla değerlendirilmesi gerekiyor. Doğru panel yerleşimi, gölgeleme analizi, string tasarımı, inverter seçimi ve kablo kesitlerinin belirlenmesi, sistemin hedeflenen enerji üretimine ulaşması açısından kritik önem taşıyor.”
Yatırım geri dönüş sürelerinde yapılan en yaygın hatalardan birinin de gerçekçi olmayan fizibilite hesapları olduğunu belirten Yıldız, yalnızca yıllık üretim miktarına odaklanmanın yeterli olmadığını; tüketim profili, öz tüketim oranı, elektrik tarifesi, işletme giderleri, finansman maliyeti ve sistemde zaman içinde oluşabilecek performans değişimlerinin de fizibiliteye dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Yanlış projelendirme yatırımın geri dönüş süresini uzatıyor
Bu teknik hataların sanayici açısından yalnızca üretim kaybı değil, aynı zamanda finansal risk oluşturduğunu vurgulayan Yıldız, yanlış projelendirme nedeniyle fizibilitede öngörülen enerji tasarrufunun sağlanamadığını ve yatırımın geri dönüş süresinin önemli ölçüde uzayabildiğini belirtti. Sistem performansındaki düşüşün işletme maliyetlerini artırabildiğini, sonradan yapılan revizyonların ve ilave bakım ihtiyacının da toplam yatırım maliyetini yükseltebildiğini ifade etti.
Sanayi tesislerine yönelik güneş enerjisi yatırımlarında mühendislik odaklı yaklaşımın kritik önem taşıdığını vurgulayan Yıldız, Üçay Mühendislik olarak doğru proje tasarımı ve verimli sistem kurulumu sayesinde işletmeler için uzun vadeli değer yaratmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Üçay Mühendislik Hakkında
Temelleri 2000 yılında atılan Üçay Mühendislik Enerji ve İklimlendirme Teknolojileri A.Ş., enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklimlendirme, elektrik, mekanik, güneş enerjisi sistemleri (GES) ve elektrikli araç (EA) şarj hizmetleri alanlarında faaliyet göstermektedir. Bağlı ortaklığı Elaris ile elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve elektrikli şarj istasyonu satışı alanlarında da hizmet sunmaktadır.
Merkezi İstanbul olan Üçay Mühendislik; Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 23 il ve 33 şube ile faaliyetlerine devam etmektedir. Kurulduğu günden bu yana 2 milyondan fazla bireysel ve kurumsal müşteriye mühendislik hizmeti sağlayan şirket, gelişmiş ERP altyapısıyla birbirine entegre çalışan şubeleri aracılığıyla yılda ortalama 30.000 müşteriye hızlı, güvenilir ve kesintisiz hizmet sunmaktadır.
