Binicilik Tesisleri Turizmde Yeni Çekim Noktası Oldu
Turizmde deneyim odaklı yaklaşımlar güçlenirken, binicilik tesisleri konaklama sektörünün önemli değerlerinden biri haline geliyor. Equine Design Studio, doğru planlama ve tasarımla binicilik alanlarının hem yatırımcı hem de ziyaretçi için güçlü bir çekim noktası sunduğunu vurguluyor.
Mimar Kaan Alkan liderliğinde atlı spor kulüpleri ve hara tasarımları üzerine uzmanlaşan Equine Design Studio, binicilik tesislerini konaklama deneyimini zenginleştiren ve destinasyonlara özgün kimlik kazandıran alanlar olarak değerlendiriyor. Deneyim odaklı turizm anlayışıyla binicilik, doğa, kültür ve mimariyle bütünleşen nitelikli bir deneyim unsuru olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin binicilik turizmi açısından yüksek potansiyele sahip olduğunu belirten Equine Design Studio, mevcut tesislerin bu potansiyeli karşılamada yetersiz kaldığını ifade ediyor. Kapadokya gibi eşsiz destinasyonlarda dahi binicilik faaliyetlerinin, planlanmış rotalar ve entegre tesis çözümleriyle desteklenmemesi, gelişimi sınırlandırıyor. Ancak doğru planlama yapılan projelerde, binicilik tesisleri yatırımcıya değer katarken destinasyon için güçlü bir çekim noktası oluşturuyor.
Binicilik alanlarının otel ve resort projeleri içinde yer alması, konaklama süresini uzatıp misafirlere kapsamlı deneyimler sunuyor. Özellikle yabancı turistler için binicilik, doğayla iç içe, bölgenin kültürel ve tarihi zenginliklerini keşfetme olanağı sağlayan özel bir deneyim sunuyor. Ailelerin birlikte katılabileceği spor ve rekreasyon alternatifi olması da bu tesislerin tercih edilme oranını artırıyor.
Yalnızca sportif amaçla tasarlanan şehir içi manejlerle turizm merkezlerindeki binicilik tesisleri arasında belirgin farklar bulunuyor. Turizm yapılarıyla entegre edilen manej ve hara alanları, binişi kapalı alanların ötesine taşıyarak doğa ve çevreyle bütünleşen uzun rotalar ve keşif deneyimleri sunuyor. Bu yaklaşım, atlı gezileri bölgenin doğal ve kültürel mirasını deneyimleme biçimi haline getiriyor.
Her projede özgün tasarım dili benimseyen Equine Design Studio, belirli şablonlardan uzak durarak, coğrafyanın doğal, kültürel ve mimari öğelerini merkeze alıyor. Yerel malzeme kullanımı, arazi yapısına duyarlı yerleşim ve çevreyle uyumlu çözümler sayesinde binicilik tesisleri otel konseptiyle bütünleşiyor.
Tasarım sürecinde öncelik, atların sağlığı ve refahı olarak tanımlanıyor. Güvenli biniş alanları, doğru sirkülasyon kurgusu, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve işletme kolaylığı, Equine Design Studio projelerinin temel kriterleri arasında yer alıyor. Stüdyo, binicilik tesislerinde “lüks”ten çok, uzun ömürlü, doğal ve çevreyle uyumlu çözümlerle konfor ve sürdürülebilirliği ön planda tutuyor.
Equine Design Studio, doğru planlama ve mimari yaklaşımla geliştirilen binicilik tesislerinin turizm sektöründe destinasyonları farklılaştıran ve ziyaretçilere kalıcı deneyimler sunan güçlü mekanlar olarak gelecekte daha önemli bir rol oynayacağını belirtiyor.
Equine Design Studio hakkında:
İstanbul merkezli Equine Design Studio, yaşamaya, çalışmaya, hayal kurmaya ve biniciliğe yönelik özgün mekanlar tasarlayan genç mimarlardan oluşan bir ofistir. Yaklaşımı, hem insanların hem atların duygularını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamaya odaklanır.
www.equinedesignstudio.com
