TUCSA’dan Türkiye Yapılarını Değiştirecek Manifesto
Çelik Bir Tercih Değil, Ülke ve Can Güvenliği Meselesidir
Türk Yapısal Çelik Derneği’nin (TUCSA) yeni Yönetim Kurulu, 34 yıldır temsil ettiği yapısal çelik sektörüne yönelik “Çelik Gibi Sağlam Bir Türkiye İçin” manifestosunu açıkladı. Türkiye’nin güçlü çelik üretim kapasğini güvenli kentlere, hızlı kentsel dönüşüme ve yüksek katma değerli ihracata dönüştürmeyi hedefleyen TUCSA, yapı stoğunda çeliğin payını beş yıl içinde en az yüzde 15’e çıkarmayı stratejik hedef olarak belirledi. Manifestoda modüler yapı üretimi, “Yapı Fabrikaları” yaklaşımı, kalite ve teknik yetkinlik, sürdürülebilirlik, yapay zekâ, robotik otomasyon ve yüksek katma değerli yapı ihracatı olmak üzere altı dönüşüm başlığı yer aldı.

Türkiye’nin deprem gerçeği ve yapı güvenliği ihtiyacı, inşaat sektöründe yeni bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. 1992’den beri faaliyet gösteren ve Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) üyesi olan TUCSA, “Geleceği Çelikle Kurmak: Afete Dirençli, Sürdürülebilir, İnşaat’ta Endüstriyelleşen Türkiye” başlıklı toplantısında, Türkiye’nin yapılaşma anlayışında köklü bir dönüşüm için harekete geçtiklerini duyurdu. Ülkemizin deprem kuşağında yer almasına ve dünyanın önde gelen çelik üreticilerinden biri olmasına rağmen, yapı stoğundaki çelik payının hâlâ %3–5 seviyelerinde olduğunu vurgulayan TUCSA, bu payın beş yıl içinde en az yüzde 15’e çıkarılmasını stratejik hedef olarak açıkladı.
Yapısal çelik, hızlı ve kontrollü yapı üretimi için güçlü bir seçenek
Yapısal çelik; hafifliği, dayanıklılığı, hızlı ve fabrika ortamında kontrollü üretime uygun yapısı ile geri dönüştürülebilirliği sayesinde yapı üretiminde güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor. Yapılarda yaklaşık %5–10 net alan kazanımı sağlıyor. Türkiye, 2025’te 38,1 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın 7’nci, Avrupa’nın 2. en büyük üreticisi konumunda bulunuyor. TUCSA üyelerinin yıllık çelik konstrüksiyon üretim kapasitesi yaklaşık 750 bin ton, yıllık ihracatı ise yaklaşık 450 bin ton seviyesinde. TUCSA, bu üretim gücünün yüksek katma değerli yapısal çelik sistemlerine, modüler yapılara ve tamamlanmış yapı ihracatına dönüştürülmesini hedefliyor.
Türkiye’nin yapılaşma anlayışında değişim artık ertelenemez
TUCSA Yönetim Kurulu Başkanı Selami Gürel, derneğin yeni dönem vizyonunu değerlendirirken, 34 yıllık kurumsal birikimin değişim ve dönüşüm hedefleriyle yeni bir aşamaya taşındığını belirtti. Gürel, Türkiye’de yapısal çelik sektörünün gelişmesi, bilgi birikiminin güçlenmesi ve ülkenin potansiyelinin ileriye taşınması için çalıştıklarını söyledi. “Bugün önümüzde yalnızca sektörümüzü büyütme hedefi yok; Türkiye’nin yapılaşma kültürünü, üretim anlayışını ve geleceğe bakışını dönüştürme sorumluluğu da var. Deprem gerçeğiyle yaşayan, güçlü bir çelik üretim altyapısına ve mühendislik birikimine sahip ülkemizin bu imkânları yapı güvenliği için daha etkin kullanması gerekiyor” dedi.
“Mevcut alışkanlıklarla geleceğin ihtiyaçlarına cevap veremeyiz” diyen Gürel, TUCSA olarak tecrübelerini yeni bir dönüşüm iradesiyle birleştirdiklerini, kamu, sanayi, mühendislik ve yatırım dünyasını ortak hedef etrafında buluşmaya çağırdıklarını ifade etti. Güvenli yapının marka veya malzeme tercihi değil, bir sistem meselesi olduğunu vurguladı.
Beş yılda yüzde 15 hedefi: Çelik yapılaşmada yeni dönem
TUCSA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, “Çelik Gibi Sağlam Bir Türkiye İçin” manifestosunun detaylarını aktarırken, Türkiye’nin dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde yer almasına ve önde gelen çelik üreticilerinden biri olmasına rağmen yapı stoğundaki çelik payının hâlâ %3–5 seviyelerinde sıkışmış durumda olduğunu belirtti. Deprem gerçeğiyle her yüzleşildiğinde yaşanan acılar ve maddi kayıpların, mevcut alışkanlıklara yeni yöntemlerin bir an önce eklenmesi gerektiğini gösterdiğini söyledi. Bu nedenle TUCSA olarak Türkiye’nin yapı kültürünü gelişmiş ülkeler seviyesine çıkaracak tarihi bir sorumluluk üstlendiklerini ifade etti.
Şimşek, Türkiye’de yapı stoğunda çeliğin payını önümüzdeki beş yıl içinde en az yüzde 15’e çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı. Okul, hastane gibi kamusal yapılarda, kentsel dönüşümde ve konut sektöründe yapısal çeliğin daha yaygın kullanımının önemine dikkat çekti. Türkiye’nin yerli ve milli çelik üretim gücü, sanayi kapasitesi ve mühendislik birikiminin yapı sektöründe daha ileri bir noktaya ulaşılması için önemli bir potansiyel sunduğunu belirtti.
“Güvenli yapılaşmayı yaygınlaştırmayı, üretimi daha kontrollü hale getirmeyi, kentsel dönüşümü hızlandırmayı ve sanayimizin katma değerini artırmayı hedefliyoruz. Manifestomuzla bu dönüşümün yönünü ve önceliklerini açıkça ortaya koyuyoruz. Şimdi ihtiyaç duyduğumuz şey, bu hedefleri kamu politikalarından yatırım kararlarına, tasarımdan üretime kadar bütüncül bir yaklaşımla hayata geçirmek” dedi.
‘Yapı Fabrikaları’ Yaklaşımı: Kentsel dönüşümde Sanayi Devrimi
TUCSA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, yapı üretimini şantiyeden fabrikaya taşıyan endüstriyel model hakkında bilgi verdi. Kentsel dönüşümün yalnızca mevcut yapı stokunun yenilenmesi değil, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik birikimi ve sanayi kapasitesini harekete geçirecek stratejik bir dönüşüm fırsatı olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
Şimşek, yapı üretimini şantiyelerden modern fabrikalara taşıyarak modüler çelik ve yapısal çelik sistemlerini yaygınlaştırıp şantiye süresini üçte bire indirebileceklerini belirtti. “‘Yapı Fabrikaları’ yaklaşımıyla modüler çelik konut üretimini ölçeklendirmeyi ve kentsel dönüşümü hızlandırmayı hedefliyoruz” dedi.
Bir yılda 500 bin konut üretebilmek için 3,5 milyon ton yapısal çeliğe, 120 bin kişilik insan kaynağına ve 20 bin metrekare büyüklüğünde 135 fabrikaya ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu fabrika alanının 10 otomobil fabrikasının kapalı alanına denk geldiğini belirtti. Türkiye’nin 50 milyon tonluk çelik üretim kapasitesinin bu hedefin ölçeklendirilmesi için önemli bir potansiyel sunduğunu ifade etti.
2023 verilerine göre 3,5 milyon işsiz bulunan Türkiye’de bu modelin istihdam açısından da önemli bir fırsat yaratabileceğini düşündüklerini söyledi. Üç yılda 1 milyon modüler çelik konut üretmenin mümkün olduğunu belirtti. Üretim alışkanlıkları değiştirildiğinde ve modüler çelik yapı endüstrileri kurulduğunda, mevcut kaynakların ve tercihlerin dönüştürülerek deprem dirençli yapılara kavuşulabileceğini ve aynı zamanda ihraç edilebilir yeni bir endüstri kurulabileceğini ifade etti.
“İnşaat Malzemesini Değil, İnşaatın Kendisini İhraç Edeceğiz”
Melih Şimşek, malzeme ihracatından bitmiş yapı ve teknoloji ihracatına geçişin önemine dikkat çekti. Yapı fabrikaları kurarak yapıları modüler olarak dünyaya ihraç edeceklerini, inşaat malzemesi üretim gücünü yapı üretimine taşıyacaklarını söyledi. Üretim, mühendislik ve teknolojiyi aynı ekosistemde buluşturarak Türkiye’yi sadece inşaat malzemesi ihraç eden değil, tamamlanmış yapılarıyla da küresel pazarlarda söz sahibi bir ülke konumuna taşımayı hedeflediklerini belirtti.
Kamuda Güven Damgası: TUCSAMARK ve Mevzuat Reformu ile Mümkün
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen iş birliği kapsamında TUCSAMARK’ın kalite ve teknik yeterliliği destekleyen bir sistem olarak güçlendirilmesi; TUCSA AKADEMİ ile sektörde sürekli eğitim, teknik yetkinlik ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi hedefleniyor. TUCSA, kalite ve güvenin yalnızca ürünle değil, tasarımdan üretime ve uygulamaya kadar tüm sürecin ortak standartlarla yönetilmesiyle sağlanabileceğini vurguluyor.
İklim krizi ve COP31 taahhütlerine tam uyum konusunun da yapısal çeliğin geri dönüştürülebilirlik potansiyeli, kuru montaj ve döngüsel ekonomi yaklaşımı ile sürdürülebilir yapılaşmanın önemi ele alındı. Bu dönüşümün Türkiye’nin iklim hedefleri açısından da önem taşıdığına dikkat çekildi.
Tasarımda yapay zekâ ile algoritmik modelleme, üretimde robotik otomasyon ve dijital ikizler üzerinden ileri mühendislik yetkinliklerinin geliştirilmesi hedeflenirken, üretimde verimlilik ve kalitenin artırılması Türk yapısal çelik sektörünün uluslararası rekabet gücünü de güçlendirmeyi amaçlıyor.
Çelik Gibi Sağlam Bir Türkiye İçin Ortak Dönüşüm Çağrısı
TUCSA Yönetim Kurulu, “Çelik Gibi Sağlam Bir Türkiye İçin Yapısal Çelik Zorunluluktur” vurgusuyla tüm paydaşlara çağrıda bulundu: “Biz kamuya taahhüt veriyoruz, ülkemize güveniyoruz, bakanlıklarımıza güveniyoruz, sanayicimize güveniyoruz, mühendislik birikimlerimize güveniyoruz. Devletimizi mevzuatlarda cesur adımlar atmaya, yatırımcılarımızı geleceğin endüstriyel yapım modellerini seçmeye, basınımızı ve vatandaşlarımızı ise güvenli bir yaşam hakkı olan çeliği talep etmeye çağırıyoruz. Eski alışkanlıklarla yeni atılımlar gerçekleştirilemez. Geleceği; çelikle, akılla ve hızla inşa etmek için yola çıkıyoruz.”
Sektör 2 Aralık’ta Zirve’de Buluşacak
TUCSA’nın yeni dönem dönüşüm gündemi, 2 Aralık’ta düzenlenecek TUCSA 27. Yapısal Çelik Günü Zirvesi’nde kamu, sanayi, akademi, mimarlık, mühendislik ve yatırım dünyasını bir araya getirecek. Zirvede yapısal çeliğin geleceği, yeni teknolojiler ve sektörün dönüşüm başlıkları ortak akılla değerlendirilecek.
