Türkiye’nin Stratejik Gücü: Yatırımcının Gözüyle
Türkiye’nin önde gelen yatırım şirketlerinden Grifon Capital’ın Yönetim Kurulu Başkanı Tuğra Gönden’in sektör değerlendirmelerini paylaştığı “Yatırım Notları” yazı dizisinin bu ayki konusu: MIPIM 2026: Değişen Dengeler, Temkinli İyimserlik ve Türkiye’nin Güvenlik Odaklı Avantajı.
Dünyanın önemli gayrimenkul ve şehircilik etkinliklerinden biri olan MIPIM, 9–13 Mart 2026 tarihleri arasında Cannes’da 90’dan fazla ülkeden 20 bini aşkın sektör profesyonelini ve 5 binden fazla yatırımcıyı bir araya getirdi. Ancak bu yıl fuarın asıl dikkat çeken yönü, ölçeğinden çok ortaya koyduğu tablo oldu. Önceki yıllara kıyasla daha sakin, daha kontrollü bir atmosfer vardı.
Körfez Temsilinde Gözle Görülür Azalma
Geçmişte geniş standları, kalabalık delegasyonları ve büyük tanıtım kampanyalarıyla fuarın güçlü aktörlerinden olan Körfez ülkelerinin (GCC) önceki yıllara kıyasla sınırlı katılımı bu yıl göze çarpan noktalardan biri oldu. Bu durum sermayenin piyasadan çekilmesinden çok, stratejik bir nefes alma ve yeniden konumlanma dönemi olarak değerlendirilmelidir.
Avrupa’da Temkinli Toparlanma
2025 yılı boyunca Avrupa gayrimenkul pazarlarında yatırımcı iştahı yavaş yavaş toparlanmış, kredi piyasaları kısmen rahatlamış ve yatırımcıların beklentileri daha olumlu bir çerçeveye oturmaya başlamıştı. Ancak 2026’ya girerken özellikle İran merkezli bölgesel gerilimler, enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon beklentilerinin bozulması ve faiz indirimlerinin ötelenmesi, Avrupa’daki iyileşme havasını yeniden temkinli bir noktaya çekti. Çatışmaların ardından gayrimenkul sektöründeki birçok fondaki değer kaybı kısa sürede %7’ye yakın seviyelere ulaştı. Enerji fiyatlarındaki artış da Avrupa’daki yatırımcıların risk algısını yeniden şekillendirdi. Bu tablo, güçlü bir toparlanmadan ziyade daha kırılgan ve koşullara bağlı bir iyileşme sürecine işaret ediyor.
Türkiye Zorluklara Rağmen Denge Noktası
Türkiye ekonomisi, enflasyon, finansman maliyetleri ve kurdaki volatilite gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya olsa da MIPIM 2026’da hissedilen başka bir gerçeklik vardı. Türkiye, sadece ekonomik göstergelerle değil, daha geniş bir çerçevede değerlendirildi. Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin savunma kapasitesi, coğrafyasındaki dengeleyici rolü ve bölgesel jeopolitik konumu, yatırımcıların Türkiye’ye yalnızca ekonomik değil, güvenlik temelli bir istikrar perspektifiyle yaklaşmasına imkan sağlıyor. Bu durum, Türkiye ekonomisinin sorunlarının yok sayıldığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, jeopolitik güç, savunma yatırımları ve stratejik konumlanma sayesinde riskleri dengeleme kapasitesi, yatırımcı gözünde Türkiye’yi ayrı bir yere koyuyor.
Bağlantısallık Türkiye’nin Stratejik Avantajı
Türkiye’nin cazibesini artıran bir diğer etken ise artan bağlantısallık altyapısıdır. Türk Hava Yolları’nın 2024’te 78,7 milyon yolcuya ulaşması ve 489 uçaklık filoya erişmesi, Türkiye’yi bölgesel bir ulaşım merkezi haline getiriyor. Bu durum, özellikle Körfez bölgesindeki gerginliklerden etkilenip alternatif güvenli merkez arayan yatırımcılar ve uluslararası profesyoneller için Türkiye’yi erişilebilir ve operasyonel olarak sürdürülebilir bir merkez konumuna taşıyor.
Yeni Dönemin Belirleyicisi Uyum Yeteneği
MIPIM 2026’da en net duyulan mesaj şuydu: “Bu dönem güç gösterisi dönemi değil; ayakta kalabilme, uyum sağlayabilme ve değişime hızlı tepki verebilme dönemi.” Ekonomik belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve finansal koşulların daha karmaşık hale geldiği bu dönemde yatırım kararları daha seçici, daha temkinli ve daha uzun vadeli bir perspektifle alınıyor. Bu çerçevede Türkiye, mevcut ekonomik zorluklarına rağmen; güvenliği, jeopolitik konumu ve değişen koşullara hızlı uyum sağlama kapasitesiyle bölgesel ölçekte dikkat çeken bir konumda yer alıyor. Türkiye’nin uzun yıllardır gösterdiği en önemli refleks, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilme yeteneğidir. Yeni dönemde belirleyici olan da budur: büyüklük değil, değişime ne kadar hızlı ve doğru yanıt verilebildiği.
MIPIM 2026 boyunca Cushman & Wakefield ekibi olarak sahada kurduğumuz temaslar ve gözlemler, küresel sermayenin giderek daha seçici, daha temkinli ve daha stratejik bir zeminde konumlandığını net biçimde ortaya koydu.
Saygılarımla,
Tuğra Gönden
Grifon Capital Yönetim Kurulu Başkanı
