Türk iş insanı ofis yerine milyon dolarlık villa aldı
Dubai’nin ardından Abu Dabi de Türk yatırımcıların ilgisini çekmeye başladı. Son dönemde açıklanan milyarlarca dolarlık turizm, eğlence ve gayrimenkul yatırımlarıyla dikkat çeken Abu Dabi’de ilginç bir Türk yatırım hikayesi yaşandı. Türkiye’de enerji sektöründe faaliyet gösteren ve isminin açıklanmasını istemeyen bir iş insanı, ofis yatırımı yapmak amacıyla çıktığı arayışta yaklaşık milyon dolarlık bir malikane satın aldı. İş insanının malikaneyi hem yatırım hem de uzun vadeli oturum amacıyla aldığı belirtildi.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde gayrimenkul denildiğinde uzun yıllardır ilk akla gelen merkez Dubai olsa da Abu Dabi, son dönemde büyük altyapı, turizm ve eğlence yatırımlarıyla öne çıkıyor. Özellikle sahil ve ada projeleri, lüks konutlar ve yeni yaşam alanları uluslararası yatırımcıların ilgisini artırıyor.

Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, “Dubai hâlâ dünyanın en güçlü gayrimenkul yatırım merkezlerinden biri. Ancak son dönemde yatırımcılarımız Abu Dabi’yi de çok daha fazla sormaya başladı. Özellikle yüksek gelir grubunda yalnızca kısa vadeli kazanç değil; yaşam kalitesi, oturum imkanları ve bölgenin önümüzdeki yıllardaki değerlenme potansiyeli birlikte değerlendiriliyor” dedi.
Satışın hikayesi aslında hazır ve ikinci el bir ofis arayışıyla başladı. Çimen, “Yatırımcımız için bir ofis arıyorduk. Ancak bu proje Parcel Estates olarak bize sunulduğunda aklıma doğrudan kendisi geldi. Portföyüne çok yakışacağını düşündüm. Bir gün ofis bakmaya çıkmadan önce projenin satış ofisine uğradık. Projeden çok etkilendik. Ardından araziyi görmek için saha gezisine çıktık. Araziyi gördüğümüzde tabiri caizse hepimiz için altın vuruş oldu” diye konuştu.
Projenin Dubai ile Abu Dabi arasında stratejik bir noktada bulunduğunu belirten Çimen, “Son derece kıymetli bir arazi üzerinde kuruluyor. Kendi marinası, alışveriş alanları, okulları ve iş yerleri bulunan bir mega projeden bahsediyoruz. Dubai’nin can damarı diyebileceğimiz Sheikh Zayed Road’a doğrudan bağlantısı da çok önemli bir avantaj. Ürünün en önemli özelliklerinden biri de bölgede benzerinin çok az olması. Yatırımcımız sonuçta projenin en değerli malikanelerinden birini aldı” dedi.
Abu Dabi’nin özellikle sahil ve ada bölgelerinde gelişen yeni yaşam konseptlerinin Türk yatırımcıya yabancı olmadığını söyleyen Çimen, “Deniz, marina, beach club’lar, restoranlar ve lüks konutların bir arada bulunduğu bazı bölgelerdeki yaşam tarzını Bodrum sahillerine benzetebiliriz. Ancak burada bunun arkasında çok büyük ölçekli altyapı ve turizm yatırımları bulunuyor. Yatırımcı hem yaşam tarzını hem de gelecekte oluşabilecek değer artışını satın alıyor” ifadelerini kullandı.
Abu Dabi’nin küresel turizmdeki ağırlığını artıracak yatırımlar da gayrimenkul piyasasının geleceğine ilişkin beklentileri güçlendiriyor. Zayed International Airport’un yeni terminalinin devreye girmesiyle emirliğin uluslararası yolcu kapasitesi önemli ölçüde artarken, Yas Island’da hayata geçirilmesi planlanan Disney tema parkı ve resort projesi bölgenin dünya turizmindeki konumunu daha da güçlendirmeye hazırlanıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde dikkat çeken bir diğer dev yatırım ise Ras Al Khaimah’ta yükselen Wynn Al Marjan Island. Otel, restoran, eğlence ve oyun alanlarını bir araya getirecek milyarlarca dolarlık proje, ülkedeki ilk lisanslı casino oyun alanını da bünyesinde barındıracak. Projenin tamamlanmasıyla BAE’nin lüks turizmin yanı sıra eğlence turizminde de yeni bir ziyaretçi kitlesine ulaşması bekleniyor.
Çimen, “Havalimanından Disney’e, marina ve sahil projelerinden dev eğlence yatırımlarına kadar bölgenin önümüzdeki yıllarına yön verecek çok büyük yatırımlar yapılıyor. Yatırımcı artık yalnızca bugünkü metrekare fiyatına bakmıyor. Beş veya on yıl sonra bu bölgenin nerede olacağını hesaplıyor” dedi.
Abu Dabi’nin yükselişinin Dubai’nin önemini kaybettiği anlamına gelmediğini vurgulayan Çimen, “Dubai çok güçlü ve oturmuş bir pazar. Abu Dabi ise farklı bir hikâye yazıyor. Türk yatırımcı açısından artık mesele ‘Dubai mi Abu Dabi mi?’ değil. Her iki pazarı da portföyünün farklı bir parçası olarak değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde Abu Dabi’de Türk yatırımcıların çok daha büyük alımlarını görebiliriz” diye konuştu.
Ara tatil dönemlerinde Dubai’ye gelen Türkler, birkaç gün içinde kenti deneyimledikten sonra “burada bir evim olsa” sorusunu sormaya başlıyor. Tatil amaçlı başlayan ziyaretler, giderek ciddi yatırım planlarına dönüşüyor.
Ara tatil dönemleri, Dubai için yalnızca turizm hareketliliği değil, aynı zamanda konut yatırımlarında da belirgin bir artış anlamına geliyor. Türk yatırımcıların bu dönemde Dubai’ye olan ilgisinin arkasındaki dönüşümü değerlendiren Angelshine Property Kurucusu Betül Işık, tatil ve yatırım arasındaki çizginin giderek silikleştiğine dikkat çekti.
Işık, “Ara tatilde Dubai’ye gelen Türklerin ilk motivasyonu çoğunlukla tatil. Ancak birkaç gün Dubai’yi yaşayıp, şehri deneyimledikten sonra mutlaka şu soru geliyor: ‘Burada bir evim olsa nasıl olur?’ Bizim en çok yaşadığımız senaryo; tatil diye başlayan ziyaretin, proje gezmeye; proje gezmenin de ciddi bir yatırım planına dönüşmesi” dedi.
Ara tatil dönemlerinde yatırımcı ilgisi belirli konut tiplerinde yoğunlaşıyor. Işık, en çok talep gören seçenekleri şöyle sıraladı: 1+1 daireler, tatil evi konseptli projeler ve kısa dönem kiraya uygun, havuzlu ve sosyal alanı geniş siteler.
Yatırımcıların artık “boş duran ev” istemediğini vurgulayan Işık, “Hem kendileri kullanabilecekleri hem de gelmedikleri zamanlarda kira geliri elde edebilecekleri evlere yöneliyorlar” dedi.
Dubai’nin ara tatil dönemlerinde Türkler için cazibesini artıran faktörlere de değinen Betül Işık, özellikle ailelerin tercihinde iklim ve yaşam konforunun belirleyici olduğunu söyledi: “Ara tatilde Türkiye’de hava soğukken Dubai’de güneş var. Bunun yanında güvenlik çok yüksek, çocuklarla rahatça gezilebilecek bir şehir. Eğlence, alışveriş ve deniz bir arada. Özellikle çocuklu aileler Dubai’de gerçekten rahat ediyor; her şey planlı, düzenli ve konforlu.”
Tatil için gelip yatırım düşünen Türklerin artık çok daha bilinçli hareket ettiğini vurgulayan Işık, en sık sorulan soruların finansal getiriler üzerine yoğunlaştığını belirtti: “İlk soru genelde çok net oluyor: ‘Bu ev bana ne kazandırır?’ Ardından aylık kira getirisi, kaç yılda kendini amorti ettiği ve yatırımcı gelmediği zaman kiraya verilip verilemeyeceği soruluyor. Yani artık sadece ev almak değil, akıllı yatırım yapmak istiyorlar.”
Ara tatil dönemlerinde yapılan alımların hem kısa hem uzun vadeli hedefler içerdiğini ifade eden Betül Işık, Dubai’nin bu dengeyi sunabilen nadir pazarlardan biri olduğunu söyledi: “Yatırımcılar genelde şunu söylüyor: ‘Kısa dönemde kiraya vereyim, uzun vadede de değer kazansın.’ Dubai bu açıdan çok avantajlı bir piyasa. Kısa dönem kiralamada güçlü olduğu gibi, uzun vadede de güven veriyor.”
Dubai algısının Türkler için hızla değiştiğini belirten Işık, sözlerini şöyle tamamladı: “Eskiden ‘Dubai’ye tatile gidelim’ denirdi, şimdi ‘Dubai’de ev alalım mı?’ konuşuluyor. Ara tatiller de bu dönüşümün hızlandığı dönemler. İnsanlar geliyor, görüyor, yaşıyor ve sonunda şunu söylüyor: ‘Ben buraya her sene geliyorsam, neden burada bir evim olmasın?’”
